Yazı Detayı
19 Haziran 2017 - Pazartesi 12:44
 
Adalet Yolda Değil, Urganda!
Feyza Tavlaş
 
 

16 Nisan referandumu sonrası ekran karşısına geçip;

‘‘Yeni maceralara gerek yok, idama karşıyım.’’ diyen Kılıçdaroğlu’nun, bugün 25 gün sürecek olan 432 kilometrelik yolda adaleti arıyor olması tam da kendisine yakışır şekilde beyhude bir çabadır.

 

 Bilmem hatırlar mısınız? 90’lı yıllarda sokak sokak gezip, eski kıyafetler karşılığında sepet, mandal vb. şeyler veren ablalarımız vardı. 

Diyeceğim şu ki; sokak sokak gezmekse adalet, o halde en büyük adaletçi o ablalarımızdır vesselam.

Kılıçdaroğlu’nun yaptığı açıklama sırasında bir cümlesi dikkatimi çekmişti. ‘‘Ödenecek bir bedel varsa, bunu ödeyecek ilk kişi ben olacağım” şeklinde deyim yerindeyse söylemesi kolay, icraati sıfır olan, laf olsun torba olsun e birazda speküle olsun hesabı bir cümle kurdu. Bunu diyorum, diyorum da niye diyorum?  Bakın bir de o cümleyi şu bakış açısıyla yorumlayın;

 

At parmaklıklar ardına, yaz 25 yıl ve kapat dosyayı,temiz çamaşır, mahkumlar, gardiyanlar, geçmeyen yıllar derken biten ömür. Kur şimdi aynı cümleyi tam da o durumun içindeyken. Hadi de yine o bedeli ben ödeyeceğim. Sonra sana saygı duymayan utansın. Yani demem o ki öyle uzaktan söylemesi, yorulunca dinlenmesi (!) kolay.

 

 

Tabi olaya Akşener cephesinden bakmayı da ihmal etmemek lazım. Zira Meral Akşener’in bu yürüyüşe hangi kavşakta katılacağı merak konusuydu. Bakın katılıp katılmayacağı demiyorum. Çünkü aylardır aralarında ciddi bir ittifak söz konusuydu. Ve tam da tahmin edildiği gibi çok geçmeden;

‘‘Ülkemizde ana muhalefet lideri adalet pankartı ile yürümek zorunda kalıyorsa herkesin durup düşünmesi gerekir.’’  şeklinde desteğini duyurmuş oldu.

 

Peki Akşener’in belirttiği bu mecburiyet kavramı neyin nesi?

Kim mecbur?

Neye mecbur?

Niçin mecbur?

 

Tek tek irdelemekte fayda görüyorum. Şimdi öncelikle cümlenin öznesi belli. Peki neye mecbur? Yürümeye mi? O da tamam. E niçin mecbur? İşteeee sorun tam da burada başlıyor.

Akşener’in söylemine göre Kılıçdaroğlu ‘‘adalet’’ için yürümeye mecbur.

Alın size cümlenin yeni hali.

 

 

Pekala birkaç gün geriye gidelim. Kılıçdaroğlu’nun ve çeşitli milletvekillerinin yahut halkın bu eylemi, Enis Berberoğlu’na verilen 25 yıl hapis cezası ile başlıyor. O halde şunu düşünmeden edemiyorum;

Ülkedeki adalet kavramı Enis Berberoğlu’na paralel mi işliyordu? O varsa var, yoksa yok muydu?

 

Devam ediyorum... Adaletin sağlanması için temel taşlardan biri polislerimiz değil mi?

-Tartışmasız öyle.

E peki şimdi o yürüyüşteki 10 bin kişiye şunu sormak istiyorum;

Dün gezi olaylarında polise saldırıp, bugün adalet diye yollara düşmek hangi akla hizmet ediyor?

Tam da bu noktada Sayın Cumhurbaşkanından ‘‘Eeeyyy Kılıçdaroğlu!’’ şeklinde başlayan bir cümle beklerken, hitabı eksik fakat ana fikri net bir söyleyişle

‘‘Yarın yargı sizi de bir yerlere davet ederse şaşmayın’’  şeklinde  gerekli açıklama geliyor.

 

Bakın yıllardır ısrarla söylüyoruz;

Bu ülkede bir şeylerin yoluna girmesi için üç ayaklı teraziye ihtiyacımız var. Ve bunun için de o üç ayaklı teraziyi türlü ısrarlarla meclisten geçirmemiz gerekmektedir. Birileri bir ayağını çekerken, diğerleri öteki ayağını aksi yönde çekerse, o kopan ayağı değnek niyetine yollarda kullanmak mecburiyetinde kalırlar. Sayın Devlet Bahçelinin deyimiyle;

 ‘‘Adalet yolda bulacağımız kayıp eşya, yürürken ayağımıza takılacak bir gömü değildir.’’

Velhasım kelam;

 ADALET YOLDA DEĞİL, YAĞLI URGANDADIR!

 

 
Etiketler: Adalet, Yolda, Değil,, Urganda!,
Yorumlar
Haber Yazılımı