Yazı Detayı
14 Şubat 2019 - Perşembe 09:42
 
İllaki bir kış
Sefa Sami
sefa_sami@hotmail.com
 
 

 

Mevsim kış idi. Kırk elli hanelik adı gibi şirin mi Şirin Köyü’n dağlarını, taşlarını kısacası başını çevirip baktığın her tarafı bembeyaz bir gelinlik sarıvermişti. Bu manzara öylesine hoş, öylesine güzel ki insanoğlu ne kadar bakarsa baksın bir türlü doyum alamaz olmuştu. Hisler, duygular insana “al boya, fırça v.b. malzemeleri çiziver güzel manzarayı” söyletir gibiydi.

Gerçekten görülmeye değer bir manzaraydı. Böylesine dağ eteğine kurulmuş olan dağınık bir köyde gerçekleşen kış manzarası mükemmeldi doğrusu. Evlerin bacalarından tüten dumanlar apayrı bir güzellik katmaktaydı doğa harikasına. Öyle ki sakinlerden birkaç kişi bir araya gelerek grup oluştururlar. Bu grup, köyün arkasını yaslamış olduğu dağın en zirve noktasına kadar çıkarlar. Saatlerce hoş manzaranın seyrine dalıverirler. Vaktin ilerlemesiyle birlikte soğuk hava kendini iyice his ettirmeye başlar. Dağın tepesine çıkan şahıslar üşümüş olmalılar ki geri dönerler. Geldiklerinde anlata anlata bitiremezler bir türlü gördüklerini. Hatta içlerinden biri;

-Aslında köyümüz, ülkenin en güzel yerleri listesine girmeyi çoktan hak etmiştir.

Tarzında cümleleri kullanabilecek kadar ileriye gider. Kimileri için bu tarz söylentiler komik, gülünç olsa da pek çokları önemseyip ciddiye alırlar. Bunların arasında Ahmet’in babası Mümtaz Efendi de bulunmaktadır. Ankara’ya gidilerek böyle bir başvuruyu yapabilmek için hem muhtara hem de komşularına elinden geldiğince baskı yapmaktaydı. Zamanla inanmayanlar bile fikirlerini değiştirerek ümitlenmeye başlarlar. Onlarında Mümtaz Efendi’den aşağı kalır yanları kalmaz. Uzun bir süreçten sonra harcanan gayretler, çabalar ilk meyvelerini vermeye başlar. Muhtar, yanına köylülerden oluşturmuş olduğu bir grubu alarak ilçeye gider. Orada kaymakam, belediye başkanı gibi gerekli makamlarla görüşmeler yaparlar. Lazım olan her türlü bilgileri sunarlar. İki üç gün içerisinde ilçeden gelen ekip köyün başvurusunu dikkate alarak değerlendirmeye alırlar. Çeşitli incelemelerden sonra ilçeye geri dönüş yapılır. O ekipte il merkezine yani valiliğe başvuruda bulunmak için her türlü hazırlıklarını yaparlar. Valiliğe beklenen başvuru yapıldıktan bir iki hafta sonra da ilden gönderilen ekipler köy yerinde incelemelerde bulunurlar. Onlarda köye tam not vererek Ankara’ya başvuru da bulunabilmek için hızla çalışmalarına başlayıverirler. Valilikten başkente beklenen başvuru yapılır. Artık sıra işin asıl can alıcı noktası başkentteydi. Sabırla

oradan gönderilecek ekibin yolunu gözetlemek gerekiyordu. Şirin Köyü’nün dört gözle beklediği, hayallerini süslediği bu karar nihayetine varacak mıydı acaba?

Günler haftaları, haftalarda ayları kovalayıp durmakta iken Ankara’dan ne gelen ne de giden vardı. Koskocaman kış mevsimi sayısız gözlerin yollarda beklemesiyle geçip gitmişti. Artık umutlar bir başka kışa kalmıştı. Bir kış mı, iki kış mı yoksa üç kış mı? Belki de hiçbir kış! Hayallerinde güneşin üzerlerine açacağı bir kışın olacağı bekliyorlardı. Ya öyle ya da böyle illa ki bir kış

 
Etiketler: İllaki, bir, kış,
Yorumlar
Haber Yazılımı