Yazı Detayı
10 Haziran 2019 - Pazartesi 15:33
 
İsraf
Sefa Sami
sefa_sami@hotmail.com
 
 

 

İsraf, insanoğlunun elindeki var olan nimetleri gereksiz, boş yere tüketmesi, sağa sola ihtiyaç olmadığı halde savurması demektir. Dinimiz bu tarz bir davranışları uygun görmemiş, her şeyin ölçüsünde ve ihtiyacı olduğu kadarıyla tüketilmesini emretmiştir. Yüce kitabımız Kur'an-ı Kerîm’in pek çok ayetlerinde israfın ne derece kötü bir alışkanlık olduğuna dair uyarılar vardır.

"Ey Âdemoğulları, her mescide gidişinizde temiz ve güzel elbiselerinizi giyin. Yiyin için, fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez" (A'raf Suresi 31. Ayet)

"Elini bağlı olarak boynuna asma. Onu büsbütün de açıp saçma. Sonra kınanmış pişman bir halde oturup kalırsın" (İsra Suresi 29. Ayet)

İsraf konusu üzerinde daha derin bir çalışma yaptığımızda özellikle Kur'an-ı Kerîm’in ciddi anlamda uyarıları var. İsrafta sınır tanımayanlar zamanla benliğini, kontrolünü kaybederek şirke, küfre, zulme sebep olduklarını anlatır. Bu durumda kişi tevhid inancından tamamen koparak sonu görünmeyen bir uçuruma doğru gittiğine dair uyarıları mevcuttur.

 

İsrafta bulunmak maddi manevi anlamda meşru sınırların ötesine geçmektir. Maddi olarak ailesine, çevresine zarar vererek yıprattığı gibi manevi yönüyle de ahiret hayatını tehlikeye sürüklemiş olur. İslam dini, elde ki var olan imkânların hem Allah’ın rızasını kazanmak için hem de insanlara mutluluk, huzur getirilmesi için doğru yerde, doğru zamanda kullanılmasını emreder. İçki, kumar, fuhuş, rüşvet, v.b. ferdi, toplumsal zararlara sebep olabilecek her türlü husustan itinayla kaçınılması gereken ana sebeplerdir. Nefsini bu tür kötü alışkanlıklardan koruyabilenler kendi yaşantısına her daim artılar kattığı gibi içerisinde barınmakta olduğu topluma da faydalı, sayısız hizmetlerde bulunabilme imkânına sahip olurlar. Egosunu tatmin etmek için ailesini, toplumunu yapmış oldukları israflardan dolayı sürükleyenler kaybedenlerden olmuşlardır. Olmaya da devam edeceklerdir.

 

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in peygamberlikten evvelki ilk kırk yılı ile peygamberlik nübüvvetiyle görevlendirildikten sonraki hayatının son yirmi üç yılına ayrı ayrı dönüp baktığımızda israfa karşı büyük mücadeleler verdiğini görürüz. Sayısız pek çok hadisleri var ki israf konusunda uyarılarda bulunmuştur. O yüce peygamber (s.a.v.), akan bir nehrin kenarında abdest alıyor olsak dahi abdest ihtiyacından fazla suyu tüketmemizin haram olduğunu öğütlemiştir. Her şeyden evvel mümine gereksiz, boş yere tüketmek yerine tutarlı

 

olmak yaraşır. İsraf yapana müsrif denir. Müsriflik kavramının inancımızda yeri yoktur. Kişi sadece kendine değil tüm insanlığa faydalı olabilecek tutarlığa sahip olmalıdır. "Damlaya damlaya göl olur" herkes gereksiz harcamalara karşı üzerine düşeni yaparsa gezegenimizde ne aç kalan bir fert olur ne de ekonomik sıkıntı yaşayacak aile kalır. Her şeyden evvel bu hastalıklı gömleği üzerimizden çıkartıp atalım. Zamanla maddi, manevi nice kazançlarımız olur. Akla, hayale gelmeyecek kazanımlar elde ederiz. Yeter ki tutumlu olmasını bilelim.

 

Kazanan sadece biz değil toplumumuz, ülkemiz, dünyamız olur…

 
Etiketler: İsraf,
Yorumlar
Haber Yazılımı