Yazı Detayı
21 Nisan 2019 - Pazar 13:00
 
KANAATKÂR MIYIZ?
Sefa Sami
sefa_sami@hotmail.com
 
 

 

Kanaat; açgözlü olmamak, tok gözlü olmaktır. Payına düşene az veya çok demeden rıza göstererek hırsa kapılmamaktır. Başkalarının hakkına müdahale etmemektir. İhtiras, tama ve israftan kaçınmaktır. Hırslı hareketlerden kaçınarak gönül huzuru içerisinde yaşayabilmektir. Helal ile yetinerek haramdan uzak durmaktır. Elde olanlarla yetinebilmektir. Kanaat kelimesi rıza ile razı anlamlarını içinde barındırdığı gibi tevekkül, havf, zühd ve recâ manalarını da kapsamaktadır. Kanaat, hem maddi hem de manevi anlamda yüksek ahlaki değer, saygın ifade anlamını taşıyan bir niteliktir.

 

“Kanaat, tükenmez bir hazinedir” (Hadis-i Şerif)

 

Kanaatkâr insan, yaşamı boyunca tembellikten yana bir an olsun taviz vermeden rızkını helalinden kazanmak için çalışıp, gayret gösterebilendir. Bolluğa sevinmediği gibi yokluğa da üzülmeyendir. Çünkü kanaat, hiçbir zaman fakirlik, tembellik veya miskinlik değildir. Az çok elde ettiği ile yetinerek şükredebilendir. “Kanaatkâr ol ki, insanların Allah'a en çok şükredeni olasın” (İbn Mâce, Zühd, 24) Kanaatkâr insan, sadece Allah’tan korkar. Çünkü rızkı verenin de alanın da Allah’tan başkasının olmadığını bilir. Allah’ın rızası olmadan kimseler rızkını ne kesebilir ne de çoğaltabilir. Kanaatkâr kişi nimetin nasıl kazanıldığını gayet iyi bilir. Lüks hayattan ve harcamalarından, israftan kaçınır. İktisadi yani tutumlu olmayı bilendir. Yapılan her bir hatanın ileri de telafisi olmayan felaketlere de sebep olabileceği fikrinin bilincinde olur. Sadece şahsına zarar vermediği gibi ailesi ile içinde barınmış olduğu toplumun huzursuzluğuna neden olabilir. Ayrıca kanaatkâr insanlarda bilimsel olarak sinirsel hastalıklara pek rast gelinmemiştir. Bedeni sıhhat bakımından daha sağlıklı oldukları gözlemlenmiştir.

 

“Bu dünya hayatı bir eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise gerçek hayattır; bir bilselerdi” (Ankebût Suresi 64. Ayet). Allah (c.c.), mübarek ayeti kerimesinde biz kullarını uyararak dünyanın şevkine ve yalancı hilelerine kanmamamızın gerektiğini, dünyanın geçici bir yolculuktan ibaret olduğunu anlatmıştır. Gerçek hayat, gerçek nizam ahiret hayatıdır. Misafir olarak yaşamakta olduğumuz bu üç günlük faninin süslü, kandırıcı hali nefse hoş gelir. Nefsi törpüleyebilmenin yolu dünya hayatını ahiret hayatına tercih etmemekle olur. Dünya hayatını ahiret hayatı ile değiştiren toplumlarda düşmanlıklar, cinayetler, savaşlar, haksızlıklar gibi olaylar sürekli varlığını korumuştur. Ahiret hayatına öncelik veren toplumlarda ise huzur, mutluluk, ilim ve irfan hâkim olmuştur. Yaşamakta olduğumuz bu gezegenin geçmişi her iki tarafın sayısızca örnekleri ile doludur. Yunus Emre’nin şu güzel dörtlüğü ile noktamızı koyalım;

Mal sahibi, mülk sahibi!

Hani bunun ilk sahibi?

Mal da yalan, mülk de yalan!

Var biraz da sen oyalan!

 
Etiketler: KANAATKÂR, MIYIZ?,
Yorumlar
Haber Yazılımı