Yazı Detayı
06 Ekim 2018 - Cumartesi 09:30
 
MALAYANİ
Sefa Sami
sefa_sami@hotmail.com
 
 

Malayani…

Boş şeylerle uğraşmak…

Malayani; ne dünya ne de ahiret namına hiçbir şeye faydası olmayan boş işlerle uğraşmak, konuşmak ve vakit harcamak anlamına gelen bir tabirdir. Herhangi bir meşru daire içerisinde hedefi, gayesi olmayan, iş olsun, laf olsun, günüm dolsun diye vakit harcanması birer malayanidir.

 

“Allah u Teâlâ müminlerin sıfatlardan birini şöyle beyan etmiştir; “Onlar ki, boş (sözden) ve faydasız işten yüz çevirirler” (Mü’minûn Suresi 23/3)

 

İnsanoğlu için en büyük afetlerden birisi malayani konuşmalardır. Sahibine zarardan başka hiçbir şey getiremez. Çünkü biz insanlar için vakit en büyük, en kıymetli sermayemizdir. Boş konuşmalar bu kıymetli sermayeyi tıpkı küçük bir kurdun koca bir ağacı kemirmesi misali kemire kemire bitirir. Bu afetten kurtulmanın tek çaresi sükût etmektir. Dil, yırtıcı bir hayvan gibidir. Onu bağlamadığımız zaman dönüp bize zarar verir. Gerekmedikçe fazla konuşmamak gerekir. “Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) can dostu, yoldaşı ve İslam’ın ilk halifesi Hz. Ebu Bekir (r.a.) fazla ve boş konuşmamak için dilinin altına taş koyardı. ”

 

“Beş şeyden önce beş şeyin kıymetini bil! İhtiyarlıktan önce gençliğin, hastalıktan önce sağlığın, meşguliyetten önce boş vaktin, fakirlikten önce zenginliğin ve ölümden önce hayatın kıymetini bil” (Ebu Nuaym)

 

Yüce yaradan, biz kullarına vermiş olduğu en büyük nimetlerin başında zaman gelmektedir. Ömrümüzün esası zamana dayalıdır. Yaşadığımız her saatten, dakikadan hatta saniyeden dahi hesaba çekileceğiz. Her geçen saniye ve saliseler ömrümüzü kısaltır, ecelimizi yakınlaştırır. Boş geçirmiş olduğumuz saatleri veya dakikaları kendimiz için birer kazanç olarak görüyoruz. Hâlbuki ki gerçeklerin farkına varırsak neleri kaybetmiş olduğumuzu anlarız. O zaman bir daha geri gelmeyecektir. Bir yerlerden de zamanı ödünç olarak alamayız. Avuçlarımızın içindeki sermayeyi göz göre göre, boş yere tüketiyoruz. Yeri gelir malımızı, mülkümüzü ve daha nice sahip olduğumuz dünyalıkları kaybedebiliriz. Kaybettikten sonra onları tekrardan kazanabilme imkânımız doğabilir. Lakin giden zaman tekrardan geri getiremeyeceğimiz bilinen bir gerçektir. Zaman israfını önleyebilmek için her saatini, dakikasını iyi kullanabilmek gerekir.

 

Malayaniyi, dinimizin insanlara getirmiş olduğu mesuliyet çerçevesinde anlamak daha mantıklı olur. Allah (c.c.), tüm dünyayı, kâinatı biz insanlar için yarattı. Hayvanlar, bitkiler, taş, toprak, su, v.b. her şeyi faydalanmamız için hizmetimize sunmuştur. Kullarından da o yüce şahsını tanımamızı ve ona itaat etmemizi ister. Lakin bizlere sunulmuş olan nice sayısız faydalara, güzelliklere rağmen kulluğumuzun gereğini yerine getirmeyerek boş işlerle değerli vaktimizi harcarsak yazık etmiş oluruz. Dünyamız için faydalı bir şeyler yapmadığımız gibi uhrevi hayatımızın tarlasına da hasat ekmemiş oluruz. Ekim yapmadığımız bir tarlada vakti geldiğinde karşılığında biçecek bir sermayemiz de olmaz. İman ve Müslümanlığın en güzel taraflarından biri mümin elindeki var olan sermayeyi boş yatırımlara değil geleceği madden, manen parlak yerlere harcamasıdır, yatırımda bulunmasıdır.

 

“Malayaniyi terk etmek, kişinin Müslümanlığının güzelliğindendir” (Tirmizî). İslam ahlak kültüründe terim anlamını kazandıran en güzel hadislerden birisidir.

 

İlim, mal ve beden; dünya hayatı ile uhrevi hayatın temel taşlarındandır. Yerine ve ihtiyacına göre bunları değerlendirmek lazım. Zamanı geçtikten sonra hayıflanmanın, “ah”lamanın, “vah”lamanın hiçbir faydası olmaz.

 

“İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır” (Lokman Suresi /6)

 

Bizler bu dünyaya Allah’a kulluk görevimizi yerine getirmek için gönderildik. Lakin zaman zaman asıl sorumluluğumuzu unutup fazlasıyla kendimiz boş, manasız işlere kaptırdığımız oluyor. Kulluk şuurunun farkında olamayan insanlar, boş işlerle uğraşarak hem kendi hem de çevresine büyük zararlar verir. Boş işlerden çok kişi hem dünyasına hem ahiretine fayda sağlayacak işlerle uğraşmalıdır. Çünkü boş eylemlerle kıymetli sermayesi olan zamanını harcayanlar hata yapmaya her daim müsaittir. “İslam termolojisinde bu tanıma “malayani” denilir.” Örneğin günümüzde pek çoğumuz cep telefonlarıyla, internetle vaktimizin büyük kısmını fazlasıyla kendimizi heba etmekteyiz. Günümüzün en büyük sorunu ve hatta hastalığı haline gelen bu sosyal medya bağlılığını bertaraf etmek gerekir. Günlük yaşantımızda bu sorunu çözüme kavuşturmadıkça madden ve manen çok şey kaybedeceğimizden korkulur.

 

“Nur külliyatında dünyanın üç yüzü olduğu anlatılır. Bunlar İlahi isimlere ayna olma yönü, ahirete tarla olma ciheti ve dünyanın zevk ü safasına dalma tarafıdır. İlahi isimlere ayna olma yönü ile ahirete tarla olma ciheti tasniflerine girmeyen her türlü eylem birer malayaniden ibarettir.” Kalp, göz, dil el, ayak gibi bedenimizdeki tüm organların amellerinden öbür tarafta hesaba çekileceği gibi hayal amellerinden de hesaba çekileceğiz. Kişi hayal kurarken iradeli davranmaya, şahsına ve çevresine fayda sağlayacak işleri hayal etmelidir. O hayal ki kişiyi günaha, çirkefliğe sürüklememelidir. Nefsin ve şeytanın vesvesesine kapılarak dünya, ahiret hayatında tahribatlara yol açacak zararlardan kaçınılmalıdır.

 

Yapacağımız her işte, atacağımız her adımda malayaniye yer vermediğimizi anlayabilmek için söylenenlerle, kitaplarla, ansiklopedilerle beraber kalbimizin mutmain olup olmadığını ölçü almalıyız. Eğer ki içerisinde bulunduğumuz eylemler bizlere Rabbimizi hatırlatıyorsa istikametimiz doğru yoldadır demektir.

 

Yararlanılan Kaynaklar;

* Hadislerle İslam 3. Cilt

* Risale-i Nur / Mektubat, On Altıncı Mektup

* Risale-i Nur / Sözler, Otuz İkinci Söz

* Prof. Dr. Alaaddin BAŞAR

 
Etiketler: MALAYANİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı